

Üniversitemiz Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, çocuk suçluluğunun nedenleri ve önlenmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Çocuk suçluluğu, çocuk istismarı, kriminoloji ve adli sosyal hizmet alanlarında yürüttüğü akademik çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Gönültaş, çocukların suça sürüklenmesinde sosyal çevre, arkadaşlık ilişkileri ve rol modellerin belirleyici bir etkiye sahip olduğunu vurguladı.
Suç Çevreleri ve Çocuk Mağduriyeti
Çocuk suçluluğunun yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ciddi bir toplumsal problem olarak ele alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Gönültaş, çocukların suça karışmasının hem başkalarının mağduriyetine yol açtığını hem de çocukların ilerleyen süreçte suç çevreleriyle daha fazla karşılaşma riskini artırdığını belirtti. Bu durumun çocukların yeniden mağdur olma ihtimalini de güçlendirdiğine dikkat çekti.
Çocuk suçluluğunun temelinde sosyalizasyon süreçlerindeki aksaklıkların yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Gönültaş, bu sürecin erken yaşlara kadar indiğini ifade etti. Aile, okul, akran grupları, medya ve sosyal çevrenin çocukların davranış gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Gönültaş, özellikle 7–12 yaş aralığının kritik bir dönem olduğunu belirtti. Bu yaşlarda ortaya çıkan olumsuz davranışların erken fark edilip uygun müdahalelerle yönlendirilmesinin, çocukların ilerleyen yaşlarda suça sürüklenmesini önleyebileceğini kaydetti.
Antisosyal Davranışlar ve Suça Hazırlık
Antisosyal davranışların zamanla daha yıkıcı ve bozucu davranışlara dönüşebildiğini belirten Prof. Dr. Gönültaş, bu tür davranışların doğrudan suç sayılmasa da çocukları suça hazırlayan bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Gerekli önleyici çalışmalar yapılmadığında bu davranışların ceza adalet sisteminin müdahalesini gerektiren boyutlara ulaşabildiğini söyledi.
Türkiye’nin çocuk adalet sisteminde müdahale ve uygulamalar açısından uluslararası standartların üzerinde bir noktada olduğunu belirten Prof. Dr. Gönültaş, asıl ihtiyacın önleyici sosyal politikaların güçlendirilmesi olduğunu vurguladı. Bu kapsamda 2010 yılında Adana’da yürütülen “Yaşam Koçlarıyla Umut Yıldızı Projesi”ne değinen Prof. Dr. Gönültaş, suça karışmış çocukların mesleki beceriler kazanmasını, boş zamanlarını verimli değerlendirmesini ve olumlu rol modellerle buluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Proje sonucunda çocukların büyük bir bölümünün yeniden suça karışmadığını ve önemli bir kısmının çalışma hayatına katıldığını belirtti.
Olumsuz Arkadaşlıklar ve Sosyal Medyanın Etkisi
Olumsuz akran ilişkileri ve kötü arkadaşlıkların çocuklarda suç davranışlarının öğrenilmesini kolaylaştırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Gönültaş, bazı arkadaş gruplarının zamanla suçun normalleştirildiği ve öğretildiği ortamlara dönüşebildiğini söyledi. Günümüzde bu sürecin sosyal medya aracılığıyla daha da hız kazandığını ifade eden Prof. Dr. Gönültaş, özellikle sosyal medya fenomenleri ve suç içerikli yaşam tarzlarının çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz rol model etkisi oluşturduğunu dile getirdi.
Sosyal medyada sunulan lüks ve hızlı kazanç algısının çocuklar üzerinde yanlış beklentiler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Gönültaş, suç örgütlerinin bu algıyı kullanarak gençleri suça sürükleyebildiğini ifade etti. Bu yapıların çocuklara yalnızca suç davranışını değil, aynı zamanda suç sonrası ortaya çıkan vicdani rahatsızlığın bastırılmasını da öğrettiğini vurguladı. Bunun, ilerleyen yaşlarda çok daha ağır suçların işlenmesine zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Doğru Rol Modellerin Önemi
Çocuk suçluluğunun önlenmesinde doğru rol modellerin büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Gönültaş, çocukların önüne topluma fayda sağlayan, üretken ve başarılı örneklerin konulması gerektiğini belirterek yaptığı değerlendirmede, “Çocuk suçluluğunu önlemek istiyorsak, çocuklarımıza uygun ve sağlıklı rol modeller sunmalıyız. Sosyal medyada öne çıkan olumsuz figürler yerine, milli değerlere sahip, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle kendini geliştirmiş, ülkesine katkı sağlayan isimlerin örnek alınması önemlidir. Bu anlamda Selçuk Bayraktar, teknolojik üretimi, mühendislik çalışmaları ve milli duruşuyla gençler için önemli bir rol modeldir. Ayrıca çocuklara erken yaşlarda faydalı beceriler kazandırılması, onları olumsuz çevrelerden uzak tutmada etkili olacaktır.” ifadelerine yer verdi.