

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Barış Sarıakçalı, 22 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla obeziteye ilişkin açıklamalarda bulundu. Obezitenin günümüzde tüm toplumlarda yaygın olarak görülen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Doç. Dr. Sarıakçalı, hastalığın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Obezite Kompleks ve Multifaktöriyel Bir Hastalıktır
Doç. Dr. Sarıakçalı, obezitenin sağlığı olumsuz etkileyen kompleks ve multifaktöriyel bir hastalık olarak kabul edildiğini belirterek, “Obezite günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir. Obezite; başta tip 2 diyabet ve prediyabet olmak üzere kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, hiperlipidemi, serebrovasküler hastalık, çeşitli kanserler, obstrüktif uyku-apne sendromu, non-alkolik karaciğer yağlanması, gastroözofageyal reflü, safra yolları hastalığı, polikistik over sendromu, infertilite, osteoartroz ve depresyon gibi birçok sağlık sorununa neden olarak sağlık harcamalarını arttırmaktadır.” dedi.
Obezite Aşırı Yağ Birikimi Sonucu Gelişir
Obezitenin yüksek enerji alımına sekonder olarak vücutta aşırı yağ birikimi ile geliştiğini ifade eden Doç. Dr. Sarıakçalı, “Vücut yağ yüzdesini belirlemek kolay olmadığı için obezite, aşırı yağdan ziyade aşırı kilo olarak tanımlanmaktadır. Obezite tanım ve derecelendirmesi beden kitle indeksine dayanarak yapılmaktadır. Beden kitle indeksi, ‘BKİ= Ağırlık (kg)/Boy (m²)’ formülü ile değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi.
Çocukluk ve Adolesan Dönemindeki Olgular Önem Taşıyor
Obezitenin hemen hemen tüm toplumlarda çok yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Sarıakçalı, “Yetişkin obezite oranlarına benzer şekilde çocukluk ve adolesan çağında da obezite sıklığı artmaktadır. Bu dönemdeki obezite yetişkin dönemdeki obeziteye öncülük ettiğinden koruyucu hekimliğin önemli hedeflerinden biri de çocukluk ve adolesan dönemindeki olgular olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Ülkemizde Obezite Oranı Kritik Seviyeleri Aşmış Durumda
Türkiye’de obezite prevalansının yüzde 30’luk kritik yüksek oranı aştığını belirten Doç. Dr. Sarıakçalı, “Obezite sıklığı kadınlarda daha yüksek olmakla beraber son yıllarda erkeklerdeki hızlı artış da dikkat çekmektedir. TURDEP-II çalışmasında obezite sıklığı genel toplumda yüzde 35 olarak bulunmuştur. Kadınlarda bu oran yüzde 44, erkeklerde ise yüzde 27’dir.” dedi.
Obezite Enerji Dengesini Bozuyor
Obezitenin oluşum mekanizmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Sarıakçalı, obezitede enerji alımının artması veya enerji harcanmasının azalmasına bağlı olarak enerji homeostazının bozulduğunu ifade etti. Doç. Dr. Sarıakçalı, genetik, epigenetik, fizyolojik, davranışsal, sosyokültürel ve çevresel birçok fizyopatolojik etmenin obezite gelişimine zemin hazırladığını belirterek, enerji dengesinin düzenlenmesi ve yağ depolarının oluşumunda biyolojik ortam ile çevresel faktörler arasındaki etkileşimlerin önemli rol oynadığını söyledi.
Sağlıksız Beslenme ve Hareketsiz Yaşam Obeziteyi Artırıyor
Kültürel, davranışsal ve çevresel etmenlerin obezite gelişimini hızlandırdığını belirten Doç. Dr. Sarıakçalı,“Enerji yoğun beslenme, büyük porsiyonlar, fiziksel inaktivite, sedanter yaşam tarzı ve yeme bozuklukları obezite gelişimini artırmaktadır. Ayrıca adipositlerde oluşan hipertrofi, hiperplazi ve inflamasyon; adipoz dokunun yapısında ve adipokinlerin sekresyonunda birçok değişikliğe yol açmaktadır.” dedi.
Obezite prevalansındaki artışın başlıca nedenlerine de değinen Doç. Dr. Sarıakçalı, “Özellikle ulaşım, eğlence, üretim ve tarım sektörlerinde gelişen teknoloji ile birlikte yaşam biçiminin kolaylaşmasına bağlı fiziksel aktivite azalmış, beslenme alışkanlıklarının hızla değişmesi sonucunda enerji alımı artmıştır. Fast-food tarzı beslenme; rafine karbonhidratlardan zengin, liften fakir, aşırı yağlı ve enerji yoğun yapısıyla obeziteye yol açan en önemli faktörlerden biridir” ifadelerini kullandı.
Teknolojik Araçlar Hareketsizliği Artırıyor
Teknolojik araç kullanımının da obeziteyi artıran etkenlerden biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sarıakçalı, “Akıllı cep telefonları, televizyon, bilgisayar, tablet ve benzeri teknolojik araçların kullanımının yaygınlaşması fiziksel aktiviteyi azaltmakta ve obezitenin artmasına önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.” dedi.
Türkiye Avrupa’da Obezitede Önde Gelen Ülkelerden Biri
Türkiye’de obeziteyi belirleyen en önemli nedenlerin yaşlanma, diyabet ve hipertansiyon olduğunu belirten Doç. Dr. Sarıakçalı, “Bunun yanında yaşanılan çevre, sosyal durum, düşük eğitim düzeyi, fiziksel inaktivite, öğün sayısı, ekmek tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi yaşam tarzını belirleyen etmenler de obezite gelişimine katkıda bulunmaktadır.” ifadelerine yer verdi.
Türkiye’nin Avrupa’da obezite oranlarının yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Doç. Dr. Sarıakçalı, “Türkiye’de erişkinlerde her üç kişiden biri obezdir. Yaklaşık 20 milyon erişkin obezdir ve bundan daha fazlası aşırı kiloludur. Erişkin nüfusun yüzde 60-65’inin aşırı kilolu ve obez olduğu bilinmektedir. Bu nedenle obezite konusunda gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Sarıakçalı, obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi, düzenli fiziksel aktivitenin artırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.
