Hareket Et, Sağlığını Koru: Yürüyüş Parkinson Riskini Azaltır

 

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Elemanı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.

 

Her Yıl Yaklaşık 10 Bin Yeni Hasta

Parkinson hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Bugün sizlerle 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında bir araya geldik. 11 Nisan aslında 1817 yılında hastalığın tanımını yapan James Parkinson’un doğum günüdür. Bu bir araya gelişimizin amacı hastalığın farkındalığını artırmak, hastalarımızın hayat kalitelerini yükseltmek ve toplumda bilinirliğini artırmaktır.

Parkinson hastalığı beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan, yavaş seyirli, ilerleyici, kronik bir sinir sistemi hastalığıdır. Alzheimer hastalığından sonra ikinci en sık nörodejeneratif hastalıktır. İleri yaşlarda görülmekle beraber her yaşta Parkinson hastalığı görülebilir. Dünyada ve ülkemizde yaşlı nüfusun artmasıyla Parkinson hastalığının yaygınlığı da artmıştır. Ülkemizde yaklaşık 150.000 kadar Parkinson hastası olduğunu tahmin etmekteyiz. Ayrıca her yıl yaklaşık 10.000 kadar insan Parkinson hastalığı tanısı almaktadır.” dedi.

 

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, hastalığın en sık görüldüğü yaş grubuna değinerek Parkinson’un genellikle 60 yaş ve üzerindeki bireylerde ortaya çıktığını belirtti. Ancak bunun, hastalığın daha genç yaşlarda görülmeyeceği anlamına gelmediğini vurgulayarak, özellikle genetik geçişli Parkinson vakalarında hastalığın daha erken yaşlarda da ortaya çıkabileceğini ifade etti.

 

Hastalığın Temel Nedeni

Hastalığın temel nedenini açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Beynimizin derin yapılarında dopamin üreten hücrelerde kayıp yaşanmaktadır. Dopamin üreten hücrelerde kayıp yaşandığı zaman hareketlerin kontrolü ve akıcılığı azalmaktadır. Bu nedenle hastalarımız; hareketlerde yavaşlama, titreme, kaslarda sertlik; ilerleyen zamanlarda denge kayıpları, konuşma bozuklukları, duygusal bozukluklar ve koku almada bozukluklar gibi şikâyetlerle karşımıza gelebilirler.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, Parkinson hastalığının genetik olup olmadığına ilişkin yaptığı açıklamada, hastalığın genetik geçiş oranının düşük olduğunu belirtti. Hastaların yaklaşık %10-15’inde genetik geçiş bulunduğunu ifade ederek, Parkinson’un çoğunlukla “sporadik” yani kendiliğinden ortaya çıkan bir hastalık olduğunu vurguladı.

 

Belirtiler Neler?

Hastalığın belirtileri hakkında bilgilendirme yapan Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Parkinson hastalığında en sık görülen belirtilerden biri tek taraflı titreme olmasıdır. Özellikle ellerde, üst ekstremitede elden başlar; ancak ayaktan da başlayabilir. Yıllar içinde titreme karşı tarafa geçse bile asimetri korunur. Kas sertliği olabilir. Hastalarımız yürümekte, adım atmakta ve hareketleri başlatmakta zorluk yaşayabilirler. Kaslarında sertlik hissi olduğu için kol ve omuz ağrılarıyla da karşımıza gelebilirler.” dedi.

 

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, hastalığın risk faktörlerine de değinerek en önemli risk faktörünün yaş olduğunu belirtti. Erkek cinsiyetin de bir diğer risk faktörü olduğunu ifade ederek, toksik kimyasal maddelere maruziyetin de hastalık riskini artırdığını vurguladı. Ayrıca bazı hastalarda aile öyküsü, yani genetik geçişin de risk faktörleri arasında yer alabileceğini söyledi.

 

Titreme Şart mı?

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, titremenin Parkinson hastalığında her zaman görülmek zorunda olmadığını belirterek, titreme olmadan da hastalığın ortaya çıkabileceğini ifade etti. Ancak hastaların yaklaşık %80-85’inin titreme şikâyetiyle başvurduğunu söyleyerek, %10-15’lik bir kesimin ise kas sertliği ve hareketlerde yavaşlama gibi belirtilerle doktora başvurabildiğini dile getirdi.

 

Unutkanlık Yapar mı?

Hastalığın unutkanlık yapıp yapmadığına dair sorulara cevap veren Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Maalesef Parkinson hastalığının ilerleyen evrelerinde ve yaşın ilerlemesiyle birlikte unutkanlık görülebilir. Hatta bu durum demans seviyesine kadar varabilir. Ancak her Parkinson hastasında unutkanlık olacak diye bir durum yoktur.” ifadelerine yer verdi.

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, Parkinson hastalığından korunmanın mümkün olup olmadığına da değinerek, bu hastalıktan korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirtti. Ancak beyin sağlığını korumanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak; düzenli yürüyüş ve egzersiz yapılması, sağlıklı beslenme, zihnin aktif tutulması ve sosyal hayattan kopulmaması gerektiğini ifade etti.

 

Beslenme ve Yaşam Tarzı

Beslenme ve yaşam tarzı hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Beslenme ve yaşam tarzı hastalıktan korunmada büyük ölçüde etkilidir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve risk faktörlerinden kaçınmak önemlidir. Toksik kimyasallardan uzak durmak ve aşırı yağlı, işlenmiş gıdalardan kaçınmak hastalık riskini azaltabilir. Ayrıca kahve tüketimi de bir miktar koruyucu olabilir.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, Parkinson hastalığında günümüzde tamamen iyileştirici bir tedavinin bulunmadığını belirtti. Ancak etkili ilaç tedavileri ve ilerleyen evrelerde uygulanan cihaz destekli yöntemler sayesinde hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini ve bağımsız bir şekilde yaşamlarını uzun süre sürdürebildiklerini dile getirdi.

 

Hastalar Nelere Dikkat Etmeli?

Hastaların günlük yaşamlarında yapması gerekenleri açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Hastalarımız düzenli yürüyüş, egzersiz, sağlıklı beslenme ve düzenli uykuya dikkat etmelidir. Akdeniz diyeti tarzında beslenme, sebze, meyve ve balık tüketimi önemlidir. Sosyal hayattan kopmadan aktif kalmaları da oldukça önemlidir.” ifadelerine yer verdi.

 

Hasta Yakınlarına Öneriler

Hasta yakınlarının yapması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Parkinson hastalığının tedavisi bir ekip çalışmasını gerektirir. Sadece doktorlar değil, hasta ve hasta yakınlarının da bu süreçte büyük katkısı vardır. Hasta yakınları ilaç saatlerini hatırlatma, beslenmeye yardımcı olma ve hastayı aktif tutma konularında destek olabilir. Sabırlı ve anlayışlı olmak, hastaların moralini yüksek tutmak da tedavi sürecinde önemlidir.” dedi.

 

Yanlış Bilinenler

Hastalıkta bilinen yanlışlar hakkında açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Parkinson hastalığının sadece yaşlılarda görüldüğü düşüncesi yanlıştır. Orta yaşlarda ve genç yaşlarda da görülebilir. Ayrıca her Parkinson hastasında titreme olmak zorunda değildir. Her titreme de Parkinson anlamına gelmez. Parkinson hastalarının mutlaka yatağa bağımlı olacağı düşüncesi de doğru değildir.” dedi.

 

Sivas’ta Tedavi İmkânı

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, Parkinson hastalığında tedavi seçeneklerinin giderek arttığını belirterek, hem kullanımı kolay ilaç tedavileri hem de beyin pili gibi yöntemlerin hastalara önemli faydalar sağladığını söyledi.

Ayrıca yürüttükleri çalışmalara da değinen Dr. Öğr. Üyesi Bavli, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’nda Parkinson hastalığı tanısı koyabildiklerini, etkili ilaç tedavileri uyguladıklarını ve beyin pili dışındaki ileri cihaz destekli tedavi yöntemlerini hastalara sunabildiklerini aktardı.

 

“Parkinson Son Değildir”

Dr. Öğr. Üyesi Bavli, son olarak yaptığı değerlendirmede Parkinson hastalığının tedavisinin bir ekip işi olduğunu vurgulayarak, herkesin birlikte çalışması gerektiğini belirtti. Parkinson hastalarının yalnız olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bavli, “Hareket özgürlük getirir, Parkinson son değildir.” mesajını paylaştı.

 



Haber Tarihi : 11.04.2026

AYLARA GÖRE HABERLER