Emzirme Hakkınızdan Vazgeçmeyin

Üniversitemiz Sağlık Bilimleri Fakültesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Suşehri Sağlık Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Nilüfer Tuğut, Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu.


Sözlerine anne sütünün önemine vurgu yaparak başlayan Doç. Dr. Nilüfer Tuğut, “Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü bu yıl, "Anne ve babayı güçlendir. Emzirmeye izin ver.” sloganıyla işverenleri ve kuruluşları emzirmeye destek olmaya davet ediyor. Dünyada emzirme standartlarına tam olarak uyan ülke maalesef bulunmamaktadır. Küresel Emzirme Karnesine göre altı aylıktan küçük bebeklerin yalnızca yüzde 40’ının sadece (başka hiçbir gıda maddesi verilmeden) anne sütüyle beslendikleri belirlenmiştir. Bu araştırmada 194 ülkeden sadece 23 ülkede anne sütüyle beslenme oranının yüzde 60’ın üzerinde olduğu tespit etmiştir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması en son verilerine göre ortanca emzirme süresi 16.7 ay, sadece anne sütü ile beslenme oranı yüzde 30 ve doğumdan sonraki ilk bir saat içinde anne sütü alma oranı yüzde 50 olarak açıklanmıştır.” dedi.


Tuğut, anne sütünün birçok hastalık ile baş ettiğini belirterek “Kanıt temelli çalışmalarda anne sütünün içinde bebeği kanserden koruyan kök hücreler olduğu ve anne sütü ile beslenen bebeklerin mama ile beslenen bebeklere oranla daha az hasta olduğu belirlenmiştir. Anne sütü alan bebeklerde orta kulak iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, gastrointestinal enfeksiyonlar, alerjik hastalıklar, diyabet, obezite, hiperaktivite ve şizofren gibi psikiyatrik hastalıkların görülme riskinin daha az olduğu, ileri yaşlarda zekâ testlerinde daha başarılı oldukları bilinmektedir. Sadece anne sütü bebeği korumayıp anne içinde emzirmenin sayısız yararları vardır. Doğum sonrası ilk saatlerde emzirme anneyi doğum sonu kanamadan koruduğu gibi fazla kilo, obez görülme riskini azaltmakta, meme, rahim ve yumurtalık kanserinden korumaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ilk 6 ay sadece anne sütü ve ek gıdalarla beraber 2 yaş ve sonrasına kadar emzirmeyi önermektedir.” diye konuştu.


Çalışan kadınların emzirme konusunda desteklenmediğini söyleyen Tuğut, “Ücretli aile izninin yetersiz, işyerinde emzirme ve emzirme uygulamalarının hayata geçirilmemesi çalışan annelerin bebeklerini bu eşsiz besinden mahrum etmektedir. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilmektedir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu izin anne yasal doğum iznini bitirdikten sonra başlar çocuk 1 yaşını doldurduğunda sona erer. Emziren işçi anneler şunu bilmeli işveren süt izninin kullanılmasını reddedemez. Emziren annelerin doğumu izleyen altı ay içinde gece çalışması da yasaktır, ayrıca günde 7,5 saatten fazla çalışmaya zorlanamazlar ve 100-150 kadın çalışanı olan iş yerlerinde, emziren çalışanların çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur. Bu tür ortamlarınız yoksa gerekli yerlere bildiriniz ve emzirme hakkınızdan vazgeçmeyiniz.” şeklinde konuştu.


Tuğut, “Bir memur annenin ise doğum izninin bittiği tarihten itibaren ilk altı ay, günde üç saat, ikinci altı ay günde 1,5 saat süt izni süresi hakkı bulunmaktadır. Ayrıca doğum yapan memur anne doğum izni süresi bittikten sonra kesintisiz olarak en az 12 ay süre ile aylıksız izin alabilmektedir. İlk altı ay sadece anne sütünün verilmesi gerekliliği göz önünde bulundurularak bu yasaların ve politikaların tekrar gözden geçirilmesi, memur ve işçi anneler arasında eşitsizliklerin giderilmesi (her çocuk eşit haklara sahip), iş yerinde emzirme uygulamalarının hayata geçirilmesi çok önemli ve gereklidir. Kurum ve kuruluşları emzirmeye destek olmaları için işbirliğine davet ediyorum.” dedi.



  • Haber Tarihi : 06.08.2019

AYLARA GÖRE HABERLER